Türkiye güneş enerjisi hedeflerine bir adım daha yaklaştı! Neler değişti?

2 saat önce 16
 
enerji

Türkiye, enerji bağımsızlığı yolunda dev adımlar atmaya devam ediyor. Özellikle 2025 yılı verilerine baktığımızda, ülkenin temiz enerji kaynaklarına yaptığı yatırımların meyvelerini topladığını görüyoruz. Peki, Türkiye’nin son dönemdeki güneş enerjisi atılımı enerji piyasasını nasıl şekillendiriyor?

Türkiye’nin güneş enerjisi kapasitesinde tarihi yükseliş

Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) tarafından paylaşılan son veriler, ülkemizin enerji profilindeki değişimi net bir şekilde ortaya koyuyor. 2025 yılı boyunca gerçekleştirilen 4.694 MW’lık yeni kurulum, ülkemizin toplam güneş enerjisi gücünü 24.795 MW seviyesine çıkardı. Bu rakam, 25 GW sınırına oldukça yaklaştığımızı gösteriyor.

Apple güneş enerjisiSektördeki bu ivme aslında yılın ilk yarısından itibaren kendisini belli ediyor. Henüz Haziran ayı sona erdiğinde, Türkiye yıllık hedeflerini aşmayı başararak 3,1 GW’lık yeni kapasiteyi devreye alıyor. Bu durum, enerji yatırımlarının planlanandan çok daha hızlı ilerlediğini kanıtlayan önemli bir gelişme olarak karşımıza çıkıyor.

Lisanssız santraller büyümenin motoru oldu

2025 yılında devreye alınan kapasitenin çok büyük bir bölümünü lisanssız santraller oluşturuyor. Yaklaşık 4.175 MW’lık bölümün bu sınıfa ait olması, yerel üreticilerin ve sanayicilerin kendi enerjisini üretme isteğini yansıtıyor. Bu gelişimle birlikte Türkiye’deki toplam lisanssız güneş enerjisi kapasitesi 22.255 MW’a ulaşıyor.

Apple'dan güneş enerjisi tarlaları

Lisanslı tarafta ise 521 MW’lık bir ekleme yapıldığını görüyoruz. Böylece toplam lisanslı güneş enerjisi gücü 2.540 MW seviyesine çıkıyor. Uzmanlar, 2026 yılında özellikle lisanslı projelerde daha büyük bir hareketlilik bekliyor. Bunun temel nedeni ise geçmiş yıllarda yapılan YEKA ihalelerinden gelen dev proje havuzu olarak görülüyor.

Temiz enerji kurulu gücü yüzde 62’yi geçti

Türkiye’nin toplam elektrik kurulu gücü Aralık 2025 itibarıyla 121.4 GW seviyesini aşmış durumda. Bu devasa kapasite içerisinde yenilenebilir enerji kaynaklarının payı ise her geçen gün artıyor. Güneş, rüzgâr, hidroelektrik, jeotermal ve biyokütle gibi kaynakların toplamı 75.5 GW’a ulaşıyor.

Bu verilere göre, ülkemizdeki toplam kurulu gücün yaklaşık yüzde 62,2’si temiz enerji kaynaklarından elde ediliyor. Rüzgâr enerjisi 14.55 GW, hidroelektrik ise 32.29 GW ile bu tabloda önemli bir yer tutuyor. Jeotermal ve biyokütle gibi kaynaklar da bu ekosistemi destekleyerek fosil yakıtlara olan ihtiyacı azaltıyor.

Türkiye’nin güneş enerjisi odaklı bu büyüme stratejisi, 2035 hedefleri için de büyük önem taşıyor. Bilindiği üzere ülkemiz, 2035 yılında toplam 120 GW yenilenebilir enerji kurulu gücüne ulaşmayı hedefliyor. Mevcut büyüme hızı, bu hedeflerin gerçekçi olduğunu ve kamunun bu alandaki kararlılığını bir kez daha kanıtlıyor.

Enerji depolama sistemleriyle entegre edilen projeler de gelecekteki potansiyeli güçlendiriyor. Yaklaşık 15 GW kapasiteye sahip depolamalı santrallerin ön lisans almış olması, şebeke esnekliği açısından kritik bir adım sayılıyor. Yatırımcıların bu alandaki ilgisi, Türkiye’nin bölgedeki enerji merkezlerinden biri olma vizyonunu destekliyor.

Yatırımların bu şekilde devam etmesi, hem karbon salınımının azaltılması hem de enerji maliyetlerinin dengelenmesi adına sevindirici bir gelişme diyebiliriz. Yerli ve milli kaynakların elektrik üretimindeki payının artması, ekonomik anlamda dışa bağımlılığı azaltan en önemli unsurların başında geliyor. Güneş enerjisi bu dönüşümün kalbinde yer alıyor.

İlginizi Çekebilir: Anthropic devasa bir değerleme ile yatırım turuna çıkıyor! Şirketin yeni piyasa değeri ne kadar olacak?

Peki siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Türkiye’nin enerji alanındaki bu hızlı dönüşümü sizce sanayi ve ekonomi üzerinde nasıl bir etki yaratacak? Düşüncelerinizi yorumlar kısmında belirtebilirsiniz. Daha fazlası için bizi takip etmeyi unutmayın!

Haberin tamamını kaynağından oku..