
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Türkiye'de artık enflasyonda düşüşe paralel bir şekilde faiz oranlarında da faiz indirim döngüsüne girmiş durumdayız. Dolayısıyla finansal koşullar dünyada da Türkiye'de de daha iyiye gidecek." dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, İstanbul Ticaret Odasının (İTO) Eminönü'ndeki merkez binasındaki Ocak Ayı Olağan Meclis Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, iş dünyasının kendileri için önemli paydaş olduğunu söyledi.
Yılmaz, kamu olarak bütün iş dünyasıyla istişarelere büyük önem verdiklerini belirterek, "Bu da iki düzeyde gerçekleşiyor. Bir tanesi genel politikalarımızın şekillendirilmesinde, orta vadeli programımız başta olmak üzere bu programları yaparken iş dünyasının örgütleriyle mutlaka istişare yapıyoruz. Genel politikalarımızı şekillendirirken iş dünyasının sesine mutlaka kulak veriyoruz." diye konuştu.
İzledikleri ekonomik programın özellikle emek yoğun sektörlerde başta olmak üzere iş dünyasına etkilerinin farkında olduklarına dikkati çeken Yılmaz, her program mutlaka olumlu etkiler doğururken bazı yan etkileri de ortaya koyabildiğini vurguladı.

Yılmaz, "Önemli olan o ana resmi ve genel iyiliği gözden kaçırmadan bu yan etkilerle ilgili tedbirleri alabilmektedir. Bunun gayreti içindeyiz ve bu çerçevede iş dünyamızdan gelen tekliflere her zaman duyarlıyız." ifadelerini kullandı.
Tekstil, konfeksiyon ve mobilya gibi hassas sektörlerde geçen yıl sıkıntıları gördükleri için istihdamını koruyan şirketlere çalışan başına 2 bin 500 lira destek programı başlattıklarının altını çizen Yılmaz, 2026'da ise yeni bir karar aldıklarını, kanuni değişiklikleri de yaparak sadece KOBİ'lere değil tüm işletmelere bu programı yaygınlaştırdıklarını söyledi.
Kişi başı destek miktarını 3 bin 500 liraya çıkarma kararı aldıklarını, sektörlerdeki gelişmeleri takip ettiklerini, buna göre imkanları dahilinde gerekli tedbirleri alma gayreti içinde olduklarını anlatan Yılmaz, siyaset ile ekonomide uluslararası kurallar ve kurumların zayıfladığı bir dönemden geçildiğini kaydetti.

Yılmaz, bu yeni küresel şartlara göre hazırlanmanın gerekliliğine vurgu yaparak, şöyle devam etti:
"Dünyada kuralların aşındığı, kurumların, uluslararası hukukun zayıfladığı bir dönemdeyiz. Bu siyaset ve ekonomi alanında da böyle. Kuralların, kurumların zayıfladığı bir ortamda tek taraflı karar alma mekanizmaları ön plana çıkıyor. Bu da riskleri, belirsizlikleri artırıyor. Şu anda küresel ekonomide risklerin arttığı bir dönemdeyiz. Dünyada ekonomik güç dengeleri değişiyor. Uzak Doğu ve Çin'e kayan bir üretim dengesi var. Bunun getirdiği çatışmalar var. Diğer taraftan yeni teknolojilerin çıktığını görüyoruz, özellikle yapay zeka başta olmak üzere. Bir dönem sanayi devrimi... Sanayide öncü olanlar dünyaya hükmettiler, sonra finans sistemi dünyaya hakim oldu. Şimdi de teknoloji şirketleri dünyada çok daha söz sahibi. Bu dönemden geçiyoruz."
Eskisine göre çok daha ihtiyatlı ve sağlam bir şekilde yola devam edilmesi gerektiğine dikkati çeken Yılmaz, istikrar, güçlü liderlik ile doğru politikaların eskisinden de çok daha kıymetli hale geldiğini vurguladı.

"BİZ ÇOK SAĞLAM, SAĞLIKLI BİR ŞEKİLDE YOLUMUZA DEVAM ETMEK DURUMUNDAYIZ"
Yılmaz, bunun farkında olarak yola devam etmeleri gerektiğinin altını çizerek, "Cumhurbaşkanımızın çeşitli vesilelerle iç cepheyi güçlendirme vurgusu yapması boş yere yapılmış bir vurgu değil. Geçtiğimiz dönemde neler yaşandığını hep birlikte görüyoruz. Biz çok sağlam, sağlıklı bir şekilde yolumuza devam etmek durumundayız." dedi.
Dünyanın içinde bulunduğu ortamın dünyadaki büyüme hızını aşağı çektiğine işaret eden Yılmaz, "Son 20-25 yıla bakıldığında 3-3,5 civarında dünya ekonomisinin büyüdüğünü görüyorsunuz. Önümüzdeki 5 yıla baktığımızda dünya ekonomisiyle ilgili tarihsel ortalamaların da altında, yüzde 3 civarında bir büyüme tahmini var. Dünya ticareti bundan daha da geri. Bu da nasıl bir dünyada olduğumuzu gösteren en önemli göstergelerden biri." diye konuştu.
Türkiye ekonomisinin durumuna da vurgu yapan Yılmaz, son 22 yılda dünya ekonomisinin yıllık ortalama yüzde 3,5, Türkiye ekonomisinin ise yıllık ortalama yüzde 5,4 büyüdüğünü söyledi.
Finansal piyasalarda istikrara ihtiyaçlarının olduğunu ifade eden Yılmaz, şöyle devam etti:
"Dolayısıyla pandemi döneminde önceliğimiz reel ekonomiydi, tezgahı dağıtmamak, büyümeye devam etmekti. Bunu başardı Türkiye. Şimdi önceliğimiz finansal piyasalarda istikrarı sağlamak, artan kapasitemizi kalıcı bir şekilde sürdürmek, enflasyonu aşağıya doğru çekmek. Bunu yaparken belli oranda büyümemizi sürdürmek. Büyümenin kompozisyonunu enflasyonu düşürücü bir mahiyette şekillendirmek. Makro stratejimiz bu aslında. Büyürken, tüketim ağırlıklı bir büyüme yerine yatırım, üretim, ihracat ağırlıklı bir büyüme sağlamak. İç talebe bağlı tamamen bir büyüme yerine hem iç talepten hem dış talepten destek alan, ihracattan destek alan bir büyüme sağlamak. Son iki yıldaki politikalarımızda bu yönde gelişmeler sağladığımızı rahatlıkla ifade edebilirim. Şu anda baktığınız zaman 32,9 milyona kadar ulaşmış bir istihdamımız var 2024 yılında. 31 aydır tek haneli işsizliğimiz var. Yani işsizlikte daha olumlu yerdeyiz ama bir taraftan artık iş gücü bulamama sorunuyla karşı karşıya olan sektörlerimiz var. Artık bunu tartışıyoruz."
Yılmaz, enflasyonla mücadeleyi sadece para politikasının bir konusu olarak görmediklerini dile getirdi.
Para politikasının yanı sıra maliye politikası ve yapısal dönüşümlerle enflasyonla etkili mücadele edileceğine işaret eden Yılmaz, "Para politikasında sıkı duruşumuzu devam ettireceğiz. Maliye politikasında daha fazla enflasyonla mücadeleye destek olacağız. Deprem yükümüz azaldıkça, maliye politikası kanadından enflasyonla mücadelemize daha fazla destek olacağız." değerlendirmesini yaptı.
"ENFLASYONU DÜŞÜRMEK İÇİN YOĞUN BİR GAYRET GÖSTERİYORUZ"
Yılmaz, Türkiye'nin cari açığının azaldığını, 396 milyar doları aşan mal ve hizmet ihraç eden bir ülke olduğunu dile getirerek, 2026'da mal ve hizmet ihracatı olarak 410 milyar doları hedeflediklerini bildirdi.
Enflasyonu temel mesele olarak gördüklerinin altını çizen Yılmaz, "Enflasyonu düşürmek için yoğun bir gayret gösteriyoruz. En son rakamımız, 2025 sonu itibarıyla aralık rakamımız 30,9 seviyesinde. Bu, 2024 Mayısı'nda 75,5 seviyelerine kadar çıkmıştı, 44,6 puan bir düşüş oldu, o zirveden bu seviyelere. İnşallah gelecek ay 30’un altını görürüz." dedi.
Bu senenin geçen yıla göre çok daha iyi olacağını ifade eden Yılmaz, "Türkiye'de artık enflasyonda düşüşe paralel bir şekilde faiz oranlarında da faiz indirim döngüsüne girmiş durumdayız. Finansal koşullar dünyada ve Türkiye'de daha iyiye gidecek. Dünya merkez bankaları faiz indirim döngüsüne girmiş durumda. Genel finansal maliyetler aşağıya doğru gelecek. Bunu görmeye başladık, daha da göreceğiz." diye konuştu.
Yılmaz, seçici finans mekanizmalarını yaygın şekilde kullandıklarını belirterek, esnafa verdikleri kredilere dikkati çekti.
Esnaf faizinin yüzde 50'sini hazineden sübvanse ettiklerini aktaran Yılmaz, şunları kaydetti:
"Çiftçinin kullandığı faizin ortalama yüzde 70'ini kamu olarak biz finanse ediyoruz. İhracatçılarımızın kullandığı reeskont kredi faizi şu anda 23,9’a düşmüş durumda. İlave ihracat bedeli satış koşulu kaldırıldı. Döviz cinsinden reeskont kredileri yeniden kullandırılmaya başlandı. Niye bunu yapıyoruz? Çünkü ihracat önemli bizim için. İhracatçılarımıza o genel faizden kaynak kullandırmıyoruz, çok daha düşük oranlardan faiz kullandırıyoruz. Aynı şeyi vergilendirmede de gözetiyoruz. İmalatçı ihracatçılar en az vergi aldığımız grup."
Son dakika... Bakan Işıkhan'dan en düşük emekli aylığının artırılmasına ilişkin açıklama.png)
19 saat önce
36














